yandex
(MG) - Milli Gazete | Haber Girişi: 20.04.2021 - 20:31, Güncelleme: 20.04.2021 - 20:31

Yerli aşı ne zaman kullanılacak? Aşı üretmek o kadar zor mu?

 

Yerli aşı ne zaman kullanılacak? Aşı üretmek o kadar zor mu?

Koronavirüse karşı aşılama çalışmaları Çin menşeili Sinovac ve ABD menşeili Pfizer/Biontech aşısı ile devam ediyor. Peki yerli aşı ne zaman üretilecek? Aşı üretmek o kadar zor mu? Ünlü yazar sordu...
Virüse yönelik aşılama devam ediyor. Öte yandan da ‘yerli aşı’ bekleniyor. Peki, yerli aşı ne zaman uygulanmaya başlanacak? Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, “Çalışmasına geçen yıl bu zamanlarda başlanmış olmasına ve üzerinden bir yıla yakın zaman geçmesine karşın aşı üretimi bu denli külfetli ve zor mu?” diye sordu. Muharrem Sarıkaya’nın, “Yerli aşı ne zaman?” başlıklı yazısı şöyle: “SALGIN başladığı andan itibaren, Türkiye’de sadece enfeksiyon ve halk sağlığı değil, viroloji ve moleküler biyolojide de ne denli iyi yetişmiş bilim insanları olduğunu sergiledi. Sağlık alanında yetişmiş insan kalitesini gösterdi. Birçok ülke aşı üretiminin kenarından kıyısından geçmezken, 12 aşı mucidi üretim için kolları sıvadı. Bugün itibarıyla Faz-2 aşısı tamamlanmış ve değerlendirme sonucunu bekleyen bir, Faz-1 çalışmasına başlamış 2 aşı var. Peki, yerli aşı kolumuza ne zaman girer? Bunun yanıtını vermek çok kolay değil. AŞI SAVAŞININ ORTASINDA Nedeni de salgının bu yıl da bitmeyip gelecek yıla sarkacağının görülmesi üzerine daha da şiddetlenen aşı savaşı… En iyi örneği AstraZeneca; milyonda bir kişide görülen kan pıhtılaşması, sanki bu aşıdan yapılan herkeste görülüyor algısı yaratıldı. Algıyı kırmak için Almanya Şansölyesi Merkel bizzat kolunu sıvayıp üç gün önce AstraZeneca aşısı yaptırdı. Türkiye de alım için sıraya girdi; muhtemel ki Mayıs’ta benzer nitelikteki Johnson&Johnson ile birlikte 4 milyon adet kadar gelecek. İki aşının tek doz yapılıyor olması bu kadar insan demek. Diğer aşılar için de durum farklı değil... FAZ-3 EN YETKİN EKİBE TESLİM Bunu Türkiye’de üretilen aşıların da aynı akıbete uğrayacağı anlamında söylemiyorum. Üretiminden piyasaya çıkışına kadar ne denli zorlu bir süreçten geçtiklerini göstermek amacım. Örneğin, 9 Nisan’da Faz-2 aşılarını tamamlayıp iki haftalık değerlendirme sonucunu bekleyen Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aykut Özdarendeli ve arkadaşlarının çalışması en önde giden. Gece gündüz farkını unutmuş bir ekibin geliştirdiği aşının Faz-3 çalışması bu konuda Türkiye’de en yetkin isimlere teslim edildi. Daha önce Biontech ve Sinovac aşılarının Faz-3 çalışmasını yapan Hacettepe Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Serhat Ünal ve arkadaşları Erciyes’in aşısının da Faz-3’ünü yürütecek. Ancak bunun için öncelikle Erciyes Üniversitesi’nin Faz-2 sonuçlarının raporlaması gerekiyor. Bunun için öngörülen süre Mayıs’ın ilk haftası... Ayrıca, Biontech ve Sinovac ilk kez sağlık çalışanlarına uygulanmıştı… Erciyes aşısının hangi kesimde uygulanacağı veya başka ülkelerde de Faz-3 çalışmasının yapılıp yapılmayacağını söylemek için erken. Çünkü Faz-2’nin kesin raporu alınmadan kimse tek söz söylemek istemiyor. ACİL KULLANIM ONAYI Ancak Faz-3 öncesi nasıl ki bugün dünyaya hakim bütün aşılar Acil Kullanım Onayı (AKO) aldıysa, benzer durum Erciyes için de söz konusu olabilir. Sağlık Bakanı’nın 55 yaş üstüne aşının başlandığını açıklaması da dikkate alındığında, öyle görülüyor ki yerli aşı 30 yaş altı ve ilk aşısının üzerinden 6 ay geçmiş olanlara yapılacak. Sonrasında da Faz-1 çalışmasına yeni başlayan iki aşı gelecek... Bunları çalışmaları devam eden 9 aşı daha takip edecek. NEDEN ÇOK UZADI? Peki, çalışmasına geçen yıl bu zamanlarda başlanmış olmasına ve üzerinden bir yıla yakın zaman geçmesine karşın aşı üretimi bu denli külfetli ve zor mu? Aşı mucidi ve virologlar, yani virüsü en iyi tanıyan, onları izole edip aşıyı ortaya çıkaran veteriner hekimlerle konuştum. Aktardıklarına göre aşıyı geliştirdikten sonra çoklu üretim aşamasına geçebilmek için iki farklı yol var. İlki Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye Sağlık Endüstrileri Başkanlığı (TÜSEB), ikincisi ise Sanayi Bakanlığı’na bağlı TÜBİTAK… İki kurumdan biri çalışmayı kabul ettikten sonra, güvenilirliklerine ilişkin hayvan deneylerinin tamamlanmasını ve bunun bilimsel bir makale olarak sunulmasını istiyor. TÜSEB veya TÜBİTAK bu aşamada bir miktar ekonomik destek veriyor. Eğer aşıda gelişme istenildiği gibi giderse Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) devreye giriyor. Aşının büyük ortağı haline geliyor ve hangi fabrikada üretileceğinden, faz çalışmalarına kadar bütün süreçlerini üstleniyor. Dolayısıyla kolay bir süreçten geçilmiyor. MALZEME KITLIĞI Dünyada aşıya bir an önce ulaşmak için çaba gösteren binlerce bilim insanının bulunduğu bir dönemde, tıbbi cihazlardan tutun da üzerinde deney yapılacak hayvanlara kadar birçok malzemeye ulaşmak da kolay olmuyor. Bunlar bir yana Türkiye’de aşıyı üretecek fabrikaların da aşı üretimine uluslararası uygunluk belgesini (GMP- GLP) almaları da cabası… Ürettiklerinden kaçının Sağlık Bakanlığı tarafından satın alınacağından tutun da ne kadarının kime hangi şartlarda satılacağına kadar da bir o denli karmaşık süreçler de ayrı bir konu… O nedenle salgının bütün dünyayı kırıp geçirdiği bir dönemde Türkiye’de gelinen nokta oldukça önemli. Unutulmamalı ki bunun gerisinde de tıp ve veteriner fakültelerinin eğitim kalitesi yatıyor…''
Koronavirüse karşı aşılama çalışmaları Çin menşeili Sinovac ve ABD menşeili Pfizer/Biontech aşısı ile devam ediyor. Peki yerli aşı ne zaman üretilecek? Aşı üretmek o kadar zor mu? Ünlü yazar sordu...

Virüse yönelik aşılama devam ediyor.

Öte yandan da ‘yerli aşı’ bekleniyor.

Peki, yerli aşı ne zaman uygulanmaya başlanacak?

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, “Çalışmasına geçen yıl bu zamanlarda başlanmış olmasına ve üzerinden bir yıla yakın zaman geçmesine karşın aşı üretimi bu denli külfetli ve zor mu?” diye sordu.
Muharrem Sarıkaya’nın, “Yerli aşı ne zaman?” başlıklı yazısı şöyle:

“SALGIN başladığı andan itibaren, Türkiye’de sadece enfeksiyon ve halk sağlığı değil, viroloji ve moleküler biyolojide de ne denli iyi yetişmiş bilim insanları olduğunu sergiledi.
Sağlık alanında yetişmiş insan kalitesini gösterdi.
Birçok ülke aşı üretiminin kenarından kıyısından geçmezken, 12 aşı mucidi üretim için kolları sıvadı.

Bugün itibarıyla Faz-2 aşısı tamamlanmış ve değerlendirme sonucunu bekleyen bir, Faz-1 çalışmasına başlamış 2 aşı var.
Peki, yerli aşı kolumuza ne zaman girer?
Bunun yanıtını vermek çok kolay değil.

AŞI SAVAŞININ ORTASINDA

Nedeni de salgının bu yıl da bitmeyip gelecek yıla sarkacağının görülmesi üzerine daha da şiddetlenen aşı savaşı…

En iyi örneği AstraZeneca; milyonda bir kişide görülen kan pıhtılaşması, sanki bu aşıdan yapılan herkeste görülüyor algısı yaratıldı.

Algıyı kırmak için Almanya Şansölyesi Merkel bizzat kolunu sıvayıp üç gün önce AstraZeneca aşısı yaptırdı.

Türkiye de alım için sıraya girdi; muhtemel ki Mayıs’ta benzer nitelikteki Johnson&Johnson ile birlikte 4 milyon adet kadar gelecek.
İki aşının tek doz yapılıyor olması bu kadar insan demek.
Diğer aşılar için de durum farklı değil...

FAZ-3 EN YETKİN EKİBE TESLİM

Bunu Türkiye’de üretilen aşıların da aynı akıbete uğrayacağı anlamında söylemiyorum.
Üretiminden piyasaya çıkışına kadar ne denli zorlu bir süreçten geçtiklerini göstermek amacım.
Örneğin, 9 Nisan’da Faz-2 aşılarını tamamlayıp iki haftalık değerlendirme sonucunu bekleyen Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aykut Özdarendeli ve arkadaşlarının çalışması en önde giden.

Gece gündüz farkını unutmuş bir ekibin geliştirdiği aşının Faz-3 çalışması bu konuda Türkiye’de en yetkin isimlere teslim edildi.

Daha önce Biontech ve Sinovac aşılarının Faz-3 çalışmasını yapan Hacettepe Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Serhat Ünal ve arkadaşları Erciyes’in aşısının da Faz-3’ünü yürütecek.

Ancak bunun için öncelikle Erciyes Üniversitesi’nin Faz-2 sonuçlarının raporlaması gerekiyor.
Bunun için öngörülen süre Mayıs’ın ilk haftası...
Ayrıca, Biontech ve Sinovac ilk kez sağlık çalışanlarına uygulanmıştı…
Erciyes aşısının hangi kesimde uygulanacağı veya başka ülkelerde de Faz-3 çalışmasının yapılıp yapılmayacağını söylemek için erken.
Çünkü Faz-2’nin kesin raporu alınmadan kimse tek söz söylemek istemiyor.

ACİL KULLANIM ONAYI

Ancak Faz-3 öncesi nasıl ki bugün dünyaya hakim bütün aşılar Acil Kullanım Onayı (AKO) aldıysa, benzer durum Erciyes için de söz konusu olabilir.
Sağlık Bakanı’nın 55 yaş üstüne aşının başlandığını açıklaması da dikkate alındığında, öyle görülüyor ki yerli aşı 30 yaş altı ve ilk aşısının üzerinden 6 ay geçmiş olanlara yapılacak.
Sonrasında da Faz-1 çalışmasına yeni başlayan iki aşı gelecek...
Bunları çalışmaları devam eden 9 aşı daha takip edecek.

NEDEN ÇOK UZADI?

Peki, çalışmasına geçen yıl bu zamanlarda başlanmış olmasına ve üzerinden bir yıla yakın zaman geçmesine karşın aşı üretimi bu denli külfetli ve zor mu?
Aşı mucidi ve virologlar, yani virüsü en iyi tanıyan, onları izole edip aşıyı ortaya çıkaran veteriner hekimlerle konuştum.
Aktardıklarına göre aşıyı geliştirdikten sonra çoklu üretim aşamasına geçebilmek için iki farklı yol var.

İlki Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye Sağlık Endüstrileri Başkanlığı (TÜSEB), ikincisi ise Sanayi Bakanlığı’na bağlı TÜBİTAK…

İki kurumdan biri çalışmayı kabul ettikten sonra, güvenilirliklerine ilişkin hayvan deneylerinin tamamlanmasını ve bunun bilimsel bir makale olarak sunulmasını istiyor.
TÜSEB veya TÜBİTAK bu aşamada bir miktar ekonomik destek veriyor.
Eğer aşıda gelişme istenildiği gibi giderse Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) devreye giriyor.
Aşının büyük ortağı haline geliyor ve hangi fabrikada üretileceğinden, faz çalışmalarına kadar bütün süreçlerini üstleniyor.
Dolayısıyla kolay bir süreçten geçilmiyor.

MALZEME KITLIĞI

Dünyada aşıya bir an önce ulaşmak için çaba gösteren binlerce bilim insanının bulunduğu bir dönemde, tıbbi cihazlardan tutun da üzerinde deney yapılacak hayvanlara kadar birçok malzemeye ulaşmak da kolay olmuyor.
Bunlar bir yana Türkiye’de aşıyı üretecek fabrikaların da aşı üretimine uluslararası uygunluk belgesini (GMP- GLP) almaları da cabası…
Ürettiklerinden kaçının Sağlık Bakanlığı tarafından satın alınacağından tutun da ne kadarının kime hangi şartlarda satılacağına kadar da bir o denli karmaşık süreçler de ayrı bir konu…
O nedenle salgının bütün dünyayı kırıp geçirdiği bir dönemde Türkiye’de gelinen nokta oldukça önemli.

Unutulmamalı ki bunun gerisinde de tıp ve veteriner fakültelerinin eğitim kalitesi yatıyor…''

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bolbolhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.