yandex
Anasayfa Aydın UZKAN Yazı Detayı Bu yazı 125 kez okundu.
Aydın UZKAN
Köşe Yazarı
Aydın UZKAN
 

HAYATIN HEPSİ HİKÂYE

ggg ''Hepsi hikaye'' dendiği vakit sadece anlatılan, farazi, dinlenip geçilecek çerezlik haller akla gelir. Oysaki insanın zihni  hikaye ile çalışır. Zihin dili , hikaye dilidir.   Yaşadım diyen insanın bir hikâyesi olmalı, kahramanı kendisi olan. Nedendir nasıldır bilinmez ama zaten her insanın bir hikayesi var. Farkına varmadan yürüyüp geçilen binlerce canlının, hatta her eşyanın da .   Her hikaye, ünlem, soru işareti ve kapanmaz parantez gibi bir sürü noktalama işaretiyle dolu . Kimisi ansızın anlatılacak gibi külü düşecek bir sigara , kimisi mezara kadar  sahibiyle gidecek kara kutu. Kimisi  içine atıp söyleyemez, kimisi anlata anlata bitiremez.  Kimisi  de başlayıp bitiremez.   Kahramanları değişik değişik olsa da, hepimiz aynı hikâyeyiz . Her biri yabana atılmayacak kadar değerli , pamuklara sarılıp saklanacak kadar özel . Kağıda yazılıp yanınca bitende var, ete yazılıp gömülünce biten de.    İnsanın hafızası unutsa da, hikayesinin hafızasında dipdiri kalanlar daha bi ağır. ‘’İnsan bin hikaye, bin özlem, bin cümle, bir ölüm’’ demişti merhum İbrahim Çolak. İnsanın hiçbir hikayesinin olmaması da,  ayrı bir hikaye.   Her insan kendi hikayesi içinde sayısız başka hikayeyle temas halinde... Her hikaye az ya da çok bir başka hikayenin de parçası aynı zamanda... Sonsuz sayıda iplikçikle birbirine bağlanan akıl almaz bir hikaye ağının içinde birbirini tamamlıyor hikayeler.(1)    Hikayeler, okumasını bilenler için bir yol işareti. Okunup hissedilenler ise, nefes almanın mahiyetini kavramış bir ömrün yüz akı. Her biri,  anıların içine konulduğu irili ufaklı birer kavanoz.   Hikayelerin susması , bütün kelimelerin dişlerinizle kavga etmesi, dudaklarınıza çarpıp agzınıza geri düşmesi. Anlatılmamış hikayeleri taşıyan beyin ise, omuzlarda taşınan ne ağır bir yük.   Kalbimizi onlara açmayı başarabildiğimizde, bizi derinden yaralayacak gün yüzü görmemiş nice hikayeler var. Ama kendi hikayesini bilmeyen, ötekinin hikayesinden ne anlar ki ? Birisi için  sıradan eşya olarak  anlamlandırılan bir tahta oyuncak, diğerinin hikayesinde çok değerli bir parça olabilir.   Hikayeler, sadece hayatın içindeki olay olgu ve kavramları anlamayı sağlamaz. Zira anlam kendisi başlı başına bir hikaye. Hayatın anlamsızlığından dem vuranlar ise, hayata dair bir hikayesi olmayanlar.   Kimi insan sürekli canlı tuttuğu  hikayesinin sınırları içinde yaşar durur . Hem mağdurdur  orada hem zalim, hem faildir hem şahit . Acıyı da mutluluğu da, sevinci de kahkahayı da oradan devşirir. ‘’Hikaye merhemdir. usul usul geçer yaraların üstünden..’’ der Fatma K. Barbarosoğlu.   Sadece anlatılan yada dinlenen değildir hikaye. Bazen de yaşanır . Kanca gibidir. Sürükler götürür peşi sıra.  Çocuklaşmanın bir yolu da aslında bu. Bir hikayeye takılıp kalmak. Oradan salınıp bir gölde balıkları beslemek. Orta doğuda açmayı unutmuş bir gökkuşağını izlemek.Yakılan bir sigarının nedensizliği bile , o hikayenin cümlelerinde ilmiklenir.   Hikaye dinlemeyi sever insan. Kendi hikayesine benzer olduğu sürece  can kulağını dört açar. O hikayenin içindekilerle avunma umudundandır. Yaptıklarını yüzüne vuran hikayelerden ise nefret eder. Yüzleşmeyi reddederek, ilk sayfası okunup kenara atılan kitap gibi  avaz avaz susturulur cümleler.   Her insanın kendi hikayesinden alabileceği  nice dersler var. Hatalarından ders almayanlar , doğru sandıkları bir hikayenin içinde savrulmaya devam eder. Hayatının anlamı,  kendi hikayesinden ibaret olan , bunu kaybetmeyi göze alamaz. Bu kayıp biyolojik hayatın kaybına denk gelen bir travma.   Kulağa okunan ile minareden okunan sala arasında,  nüfus kağıdına yazılan isim ile mezar taşına yazılan isim arasında yaşanır her bir hikaye. Nerede başlayıp nerde bittiği yada uzunluğu değil, ne kadar güzel olduğu önemli.  Herkes kendi hayat hikayesinde figüran. Figüran, anlamsız bir is değil de anlamlı bir  iz bırakmışsa güzel hikaye, gerisi zaten masal.   Gökhan Özcan , www.yenisafak.com
Ekleme Tarihi: 20 Şubat 2021 - Cumartesi

HAYATIN HEPSİ HİKÂYE

''Hepsi hikaye'' dendiği vakit sadece anlatılan, farazi, dinlenip geçilecek çerezlik haller akla gelir. Oysaki insanın zihni  hikaye ile çalışır. Zihin dili , hikaye dilidir.

 

Yaşadım diyen insanın bir hikâyesi olmalı, kahramanı kendisi olan. Nedendir nasıldır bilinmez ama zaten her insanın bir hikayesi var. Farkına varmadan yürüyüp geçilen binlerce canlının, hatta her eşyanın da .

 

Her hikaye, ünlem, soru işareti ve kapanmaz parantez gibi bir sürü noktalama işaretiyle dolu . Kimisi ansızın anlatılacak gibi külü düşecek bir sigara , kimisi mezara kadar  sahibiyle gidecek kara kutu. Kimisi  içine atıp söyleyemez, kimisi anlata anlata bitiremez.  Kimisi  de başlayıp bitiremez.

 

Kahramanları değişik değişik olsa da, hepimiz aynı hikâyeyiz . Her biri yabana atılmayacak kadar değerli , pamuklara sarılıp saklanacak kadar özel . Kağıda yazılıp yanınca bitende var, ete yazılıp gömülünce biten de.

 

 İnsanın hafızası unutsa da, hikayesinin hafızasında dipdiri kalanlar daha bi ağır. ‘’İnsan bin hikaye, bin özlem, bin cümle, bir ölüm’’ demişti merhum İbrahim Çolak. İnsanın hiçbir hikayesinin olmaması da,  ayrı bir hikaye.

 

Her insan kendi hikayesi içinde sayısız başka hikayeyle temas halinde... Her hikaye az ya da çok bir başka hikayenin de parçası aynı zamanda... Sonsuz sayıda iplikçikle birbirine bağlanan akıl almaz bir hikaye ağının içinde birbirini tamamlıyor hikayeler.(1) 

 

Hikayeler, okumasını bilenler için bir yol işareti. Okunup hissedilenler ise, nefes almanın mahiyetini kavramış bir ömrün yüz akı. Her biri,  anıların içine konulduğu irili ufaklı birer kavanoz.

 

Hikayelerin susması , bütün kelimelerin dişlerinizle kavga etmesi, dudaklarınıza çarpıp agzınıza geri düşmesi. Anlatılmamış hikayeleri taşıyan beyin ise, omuzlarda taşınan ne ağır bir yük.

 

Kalbimizi onlara açmayı başarabildiğimizde, bizi derinden yaralayacak gün yüzü görmemiş nice hikayeler var. Ama kendi hikayesini bilmeyen, ötekinin hikayesinden ne anlar ki ? Birisi için  sıradan eşya olarak  anlamlandırılan bir tahta oyuncak, diğerinin hikayesinde çok değerli bir parça olabilir.

 

Hikayeler, sadece hayatın içindeki olay olgu ve kavramları anlamayı sağlamaz. Zira anlam kendisi başlı başına bir hikaye. Hayatın anlamsızlığından dem vuranlar ise, hayata dair bir hikayesi olmayanlar.

 

Kimi insan sürekli canlı tuttuğu  hikayesinin sınırları içinde yaşar durur . Hem mağdurdur  orada hem zalim, hem faildir hem şahit . Acıyı da mutluluğu da, sevinci de kahkahayı da oradan devşirir. ‘’Hikaye merhemdir. usul usul geçer yaraların üstünden..’’ der Fatma K. Barbarosoğlu.

 

Sadece anlatılan yada dinlenen değildir hikaye. Bazen de yaşanır . Kanca gibidir. Sürükler götürür peşi sıra.  Çocuklaşmanın bir yolu da aslında bu. Bir hikayeye takılıp kalmak. Oradan salınıp bir gölde balıkları beslemek. Orta doğuda açmayı unutmuş bir gökkuşağını izlemek.Yakılan bir sigarının nedensizliği bile , o hikayenin cümlelerinde ilmiklenir.

 

Hikaye dinlemeyi sever insan. Kendi hikayesine benzer olduğu sürece  can kulağını dört açar. O hikayenin içindekilerle avunma umudundandır. Yaptıklarını yüzüne vuran hikayelerden ise nefret eder. Yüzleşmeyi reddederek, ilk sayfası okunup kenara atılan kitap gibi  avaz avaz susturulur cümleler.

 

Her insanın kendi hikayesinden alabileceği  nice dersler var. Hatalarından ders almayanlar , doğru sandıkları bir hikayenin içinde savrulmaya devam eder. Hayatının anlamı,  kendi hikayesinden ibaret olan , bunu kaybetmeyi göze alamaz. Bu kayıp biyolojik hayatın kaybına denk gelen bir travma.

 

Kulağa okunan ile minareden okunan sala arasında,  nüfus kağıdına yazılan isim ile mezar taşına yazılan isim arasında yaşanır her bir hikaye. Nerede başlayıp nerde bittiği yada uzunluğu değil, ne kadar güzel olduğu önemli.  Herkes kendi hayat hikayesinde figüran. Figüran, anlamsız bir is değil de anlamlı bir  iz bırakmışsa güzel hikaye, gerisi zaten masal.

 

  1. Gökhan Özcan , www.yenisafak.com
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve bolbolhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.