Yazı Detayı
07 Mart 2020 - Cumartesi 22:50 Bu yazı 343 kez okundu
 
SABRET EY İNSAN OĞLU SABRET EY ADEM OĞLU SABRET.
Cevdet AK
vezirkopruvatan@gmail.com
 
 

Gün geçmiyor ki acı haberlerle perişan olduğumuz hallere uyanmayalım.

 

Gerçi milletçe ülkemiz için şehadete koşan evlatlarımızın, yürek dağlayan acı haberlerinden yastığa baş koyacak ne halimiz kaldı ve nede dermanımız.

 

Şükürler olsun bir erkek ve kız babası olarak evlatlarımıza şu yaşanılan hadiselerden sonra daha sıkı sarılır olduk.

 

Rabbim mutlu olalım yeter başka ihsan istemez, evlat acısı yaşatma bizlere diyerek her günün şafağına şükrederek kavuşur olduk.

 

Bu ahvali halin düşüncelerini saran hissiyatla hayat bir biri ardı sıra sermayeden harcayan gece ve gündüz kemirgen günlerle gelip geçiyor.

 

Kapımın önünde ıhlamur ağacı, ruhumu sarıp sarmalayan kapanlara kıstaran boş evhamlarıma edep perdesinden gülerek,sanki şu biçare naçar fani fakiranla konuşuyor.

 

“Ey adem oğlu! Bak bana;

her yerim kurudu, belim büküldü, yapraklarım döküldü, arzu hali iskeletim meydanda çırılçıplağım ve tıpkı seninde ihtiyarlık vakti zamanında benim şu ahvalime geleceğin günlerini ben bu mevsimde her gün yaşamaktayım.

 

Ne sen gibi hırsa kapılıyorum ne de şükürsüzlükle ahu efgan inliyorum. Elhamdülillah her halime diyerek, huzurun esenliğini Rahmanı Rahim ALLAH' a (cc) sığınmakda buluyorum.

 

Öyle'ki ey ademoğlu, seninde öldükten sonra diriliş günü baharını bekleyeceğin kabir hayatında olduğu gibi bende ikinci baharı şükür ve sabırla fırtınalı soğuk geceleri aşarak şükürle zikirle duayla bekliyorum.

 

Gövdeme suyun yürümesini, senin kalbine benzeyen yeşil yapraklarımın açmasını, ciğerleri şenlendiren, tabiatı büyüleyen çiçeklerimin özlemini ve dalımda yuva yapan kuşların cıvıl cıvıl hallerinde coşturan zikirlerini özlüyorum.

 

Bak bana, baharı beklerken türlü türlü hallere katlanıyorum.

Kolay mı bahara kavuşmak, huzura yelken açmak dirilişe uyanmak...

Öyle ki imtihan sadece size mi? var sanırsın!

 

Her halükarda yaşadığımız kar, kış kıyamet hali, rüzgar, zehmeri, buz, tipi, fırtınalara rağmen Rabb’ime dua için kemer beste'i ubudiyetle açtığım kollarımı kapattığımı göremez ademoğlu.

 

Yağan karlar, çıkan fırtınalar bazan dallarımı kırar, gövdemi çatlatır, zehmeri iliğimi dondurur'da, yeeise kapılmadan Rabb’ime dua ederek ve yalnızca ona sığınarak şifa bulur ve musibetleri aşıp özlediğim bahara kavuşurum.

 

Ey insanoğlu, ey adem! Hiçlikten yaratılan sen, şu arzı endamın sonbaharındasın; kemiklerini büken etlerini kuru yaprak gibi buruşturacak sonbaharın son güz günlerindesin.

Öyle ki endamında, gençliğinin eserinden izlerin kalmayacağı ve makberin kapısını aralayan son günlerin varlığı olan kış vakti geldi yakındır.

 

Ve bir solukta kapında rüzgarını yaşayacağın anlar, selametle kapında arkadaşın olarak kamburunda taşıyacağın vakitler, sana yoldaşlığa bekle yarından da yakındır.

 

Evet sonucun özü sende ben gibi türlü sıkıntılara dertlere, kederlere, kar, kış, tipi, fırtınalara maruz kalacaksın; tabiatın halinden akıl edebilene, hikmetle pencere açabilene ibretler var şu halimde.

 

Ve biz bile dua ile sığınırız Rahman’a el açarız, dallarımızın kollarıyla budaklarıyla sımsıkı sarılırız Rabb’imize ve inşallah kavuşuruz her dirilişin şafağı olan bahar mevsimlerine...Hikmetle bakın şu ahvali halimizin ibretlik akan gece ve gündüzlü geçen günlerimize.

 

Ey insan sakın ölümü yokluk bilme! Ölüm hançeriyle toprağa ekildiğin gün, haşir günü baharına diriltildiğin güne, seni olgunlaşmış kavuşturan şu badi heva ve heveslerle geçirdiğin kısacık dünya konağında yaşadığın, ömrü hayatında götürdüklerin evet sana eseri has