Gündem Haberleri
Uzmanlar hemfikir: Görev noterin değil, YSK’nın
8 Ocak 2018 11:04

Uzman ve akademisyenler cumhurbaşkanlığı adaylığı için konuşulan noter şartını Millî Gazete’ye değerlendirdi… Son günlerin en önemli tartışma konularından olan cumhurbaşkanlığı adaylığı için noter şartı, farklı kesimleri endişeye sevk ederken, konunun uzmanları ise bu şartın anayasanın ruhuna aykırı olduğu konusunda hemfikir.

Uzmanlar hemfikir: Görev noterin değil, YSK’nın
PAYLAŞ
A
Haberi Oku

TBMM’de Salı gününden itibaren ‘uyum yasaları’ maratonu başlıyor. ‘Uyum Yasaları’ görüşmeleri öncesi cumhurbaşkanlığı adaylığı için 100 bin imza şartının noter onayından geçmesinin öngörülmesi, tartışmaları da beraberinde getirdi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “Noter onayı yerine seçim kurulları yoluyla başvuru imkânı getirilerek bu şartkolaylaştırılmalı” teklifine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Eğer 100 bin imza toplamaktan uzaksa bir siyasi hareket, o zaman bunu yapmasına da gerek yok” cevabıyla tartışmaları alevlendirmişti. Cumhurbaşkanlığı adaylığı için gerekli 100 bin imzaya ‘noter onayı’ getirilmesini gazetemize değerlendiren uzmanlar ve akademisyenler, imzaların ‘noter onayı’ yerine anayasanın görev verdiği YSK’ya yapılmasında hemfikir.

KAMALAK: HEM DEMOKRASİNİN HEM DE ANAYASANIN RUHUNA AYKIRI

Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve 100 bin imzanın noter onayından geçmesi tartışmalarını Millî Gazete’ye değerlendiren Anayasa Profesörü ve Saadet Partisi eski Genel Başkanı Mustafa Kamalak, anayasaya göre seçim kanunlarının yönetimde istikrar ve temsilde adalet ilkesine uygun olarak çıkarılması gerektiğinin altını çizerek, “Şimdi cumhurbaşkanlığı sistemine geçmekle yönetimde istikrar ilkesi mutlak suretle gerçekleştirilmiş durumdadır. Burada geriye kalan en önemli şartlar biri; temsilde adalet ilkesi. Temsilde adalet için noterden tasdikli imza veya şu kadar imza demek hem demokrasinin hem de anayasanın ruhuna aykırı düşer. Asla kabul edilemez. Burada en azından genel seçime girebilecek olan her parti mutlaka aday çıkarabilmelidir. Hatta kendine güvenen herkes cumhurbaşkanlığına aday olabiliyorsa, olsun. ‘Efendim Türkiye’de şu kadar parti varmış, cumhurbaşkanlığı için aday gösterecekmiş’ göstersin. Mademki, 2’nci turda en fazla oyu alan 2 aday yarışacak, o zaman 1’inci tura 5 aday, 10 aday veya 20 aday katılsın; ne olacak, ne sakıncası var?” diye sordu.

 

BAĞCE: İKTİDARDA OLANLAR SEÇİM SİSTEMLERİNİ KENDİ LEHLERİNE ÇEVİRİYOR

Tartışmaları değerlendiren Prof. Dr. Emre Bağce, meselenin demokrasi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatarak, “Türkiye’nin temsil demokrasisi alanında temel problemleri var. Bunlardan bir tanesi ise yüzde 10 barajıdır. Cumhurbaşkanı önerme kısmını da seçimlerin adil olması içerisinde aslında değerlendirmek lazım. 100 bin imza büyük bir rakam ama olabilir. Türkiye’nin maalesef şöyle bir durumu var; genel itibarıyla iktidarda olan partiler seçim sistemlerini her zaman kendi lehlerine çevirmişlerdir. 1950’den itibaren hemen hemen tüm dönemlerinde seçim kanunlarında yapılan değişikliklerde bu şekilde düzenlemeler olmuştur. Bunların hepsi de sadece çok kısa bir dönem bunu düzenleyenlerin lehine çalışmıştır ama genel itibarıyla hep aleyhine işlemiştir. Hâlbuki demokrasinin bir kararlar, kurullar ve ilkeler yönetimi olduğunu, sadece belli tarafları gözeten değil, tüm toplumun en fazla yararını gözetecek düzenlemeler gerektiğini hesaba katmak gerekiyor. Noter şartı henüz netleşmiş değil. TBMM’de görüşülecek uyum yasalarında belli olacak. Peki, ne olabilir orda? Yüksek Seçim Kurulu seçim kurulları üzerinden dilekçeleri alabilir. Vatandaşların Meclis’te dilekçe verdikleri bir komisyon var. Bu tür bir komisyon üzerinden de olabilir. Ama en sağlıklısı Yüksek Seçim Kurulu üzerinden yapılmasıdır” dedi.

MEMUR VE İŞÇİLER İÇİN BAZI ÇEKİNCELER OLABİLİR

Noter onayının getirilmesi durumunda memur ve işçilerin fişlenme korkusuyla imza veremeyeceğine de dikkat çeken Kamalak şunları kaydetti: “Mevcut iktidarın tasvip etmediği bir aday için patron güdümünde olan işçilerin, memur durumunda olan kişilerin imza verebilmesi onlar bakımından birtakım çekincelere sebep olabilir. Demokraside bu tür kısıtlamaların yeri olamaz, olmaması lazım diye düşünüyorum. Kanaatimce bu iş için vatandaşların nüfus cüzdanları ile il, ilçe seçim kurullarına varıp, ‘şu adaya destek veriyorum’ biçiminde bir imza atmış olmaları yeterlidir. Mevcut anayasanın hükmünü icra edebilmek için en hafif şekilde bu yöntemle atlatabileceğimizi düşünüyorum. Yani il, ilçe seçim kurulları nezaretinde imzaların atılmış olması kafi. Buna da lüzum yok. Ancak anayasa 100 bin imza şartını öngörmektedir.”

ESKİ ADALET BAKANI TÜRK: ANAYASA GÖREVİ NOTERE DEĞİL, YSK’YA VERİYOR

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ise noter onayının çok masraflı olacağını hatırlatarak, “Seçimle ilgili her türlü işlemi yapmaya denetlemeye yetkili olan Yüksek Seçim Kurulu’dur. Ona bağlı olarak da il ve ilçe seçim kurulları var. Sanıyorum ki imza toplamak suretiyle aday olmak isteyenler, bu imzaları ilçe ve il seçim kurullarında toplamak ve sonuçta onları yüksek seçim kurulunda birleştirmek suretiyle bunu gerçekleştirebilirler. Bunun belli bir harcı olacaktır, sanıyorum noterle imza toplamaya göre çok daha ucuz olabilir ve üstelik anayasa bu işlerde noterlere görev vermiş değil. Anayasa bu görevi YSK ve ona bağlı olan il ve ilçe seçim kurullarına vermiştir. Sorunu bu çerçeve içerisinde halletmek gerekir” diye konuştu.

Kaynak: Millî Gazete

Yorumlar (0)